Altına hücum.

Uğruna nice savaşların verildiği, koca bir kıtanın sömürgeleştirildiği, düğünlerde kim ne takmış tek tek saydırtan, dünyanın en kıymetli madeni: altın. Lidyalıların bastığı ilk para olan altın ve gümüş alaşımlı Elektron’dan bugüne, bir değer saklama aracı olarak altın bizimle.

Bunun da bir sebebi var tabii. Kolay bulunmuyor öncelikle. Buldunuz diyelim, bu sefer de kolay çıkarılmıyor. Çıkardınız diyelim, sonsuz bir kaynak değil hem de diğer madenlere göre arzı sınırlı. İşte altını değerli yapan özellikler bunlar. Ayrıca taşıması kolay, ticarette kullanılabilir. Yastık altında saklanabilir, olmadı kuyum yapılarak ziynet eşyasına dönüştürülüp takılabilir.

Kağıt üzerine karşılıksız basılan paraya benzemez. Enflasyonun karşısında dimdik durur, yıkılmaz. İşte bu yüzden de binlerce yıldır, altın dünyadaki en iyi değer saklama aracıdır.

Gelelim bugüne. Dünya çıldırmış gibi altın talep ediyor. Peki, neden? Nereden çıktı birden bu altın sevdası?

Bunun birkaç sebebi var tabii. Öncelikle Çin, Rusya gibi ülkeler dolardan kurtulmaya çalışıyor. Tamamen ABD’nin kontrolünde olan bu rezerv para, hem ABD’ye müthiş bir güç veriyor hem de Rusya-Ukrayna savaşında gördüğümüz gibi bir gecede sahip olduğunuz tüm dolarları kullanılmaz hâle getirebiliyor. Doğal olarak birçok ülke, bunun kendi başlarına da gelmemesi için alternatif bir yöntem arıyor.

İşte tam da burada eski dost “altın” tekrar sahneye çıkıyor. Merkez bankaları, uzun zamandır aralıksız altın alıyor. Özellikle Çin 2024 Kasım ayından bu yana dur durak bilmedi. ABD’ye bugünün şartlarında diş geçirebilecek tek ülke olduğu için bu da çok doğal tabii. Altına hücumdaki amaç, dolara karşı altına dayalı bir alternatif oluşturmak. Başarabilirler mi göreceğiz.

Sadece ülkeler değil, hane halkı da altına hücum ediyor. Özellikle de bizim gibi enflasyonla başı dertte olan ülkelerde. Servet transferinin en güzel yöntemidir enflasyonu patlatmak. Tasarruf sahiplerinin bankadaki birikimleri eritilir. Hele bir de bizimki gibi Nas dönemi görmüşse o birikimler, para pul olur. O yüzden dişinden tırnağından sakınarak yıllarca biriktirdiğini koruyabilmek adına altına koşuyor insanlar. İyi de yapıyorlar.

Özetle altına hücumu uzun bir süre daha göreceğiz. Bu sürede altın bazen düşecek, bazen de (çoğunlukla) yükselecek. Ancak kesin olan bir şey var ki enflasyona karşı değerini yitirmeyecek. Tasarruf sahiplerinin birikimlerini korumaya devam edecek. Ülkeler için de her zaman bir garanti, vazgeçilmez bir alternatif olarak kalacak.

Bir Cevap Yazın