Sıkı para politikası (öyle olduğu söyleniyor), neredeyse aldığımız nefese bile ödediğimiz vergiler, doların baskılanması, fahiş fiyatlarla mücadele, hâl baskınları vb. Bir de üstüne asla tutturulamayan hedef enflasyona göre hesaplanan maaş artışları…
Yani hem alınan vergiler arşa çıkmış hem de ücretliler, emekliler herkes fakirleşmiş durumda. Fakat tüm bunlara rağmen bir türlü belimizi doğrultamıyoruz ülkece. Vatandaş adeta tüyleri yolunmuş tavuğa dönmüş durumda.
Şimdi bir de buna elinde avucunda olanları Tera ve Pusula fonlarına yatıranlar eklendi. 500 küsur bin yatırımcının parası deyim yerindeyse tokatlandı. Enkazı kaldırmak da İş Bankası ve Ziraat Bankası’na kaldı. Tasfiye süreçlerini bu 2 banka yürütecek. Peki, yatırımcı verdiğini alabilecek mi? Zor. Fatih Altaylı bir yazısında, bankacı arkadaşıyla yaptığı sohbete istinaden mağdurların paralarının %10’unu ancak alabileceklerini söylüyordu. Yani geçmiş olsun.
Peki, inanılmaz kazandıran bu fonlardaki garabeti yatırımcı bilmiyor muydu? Birçoğu biliyordu tabii ki. Kazanmak tatlı geldi. Ancak bir de ev, araba alacakken bankacısının yönlendirmesiyle parasını bu fona koyanların hikayeleri gelmeye başladı. Ne kadarı doğru, drama mı yapıyorlar orası tartışmalı. Ne olursa olsun yatırımcıyı korumak SPK’nın görevi(ydi).
Şimdi bir de şöyle bir durum var, ortada buhar olan çok ciddi bir para var. Bu paraya güvenip harcama yapan yatırımcılar var. Şimdi elindeki avucundaki satmak zorunda kalacak durumda olanlar var. Yani bu fonların patlaması ve paranın buhar olması dezenflasyonist bir durum. Hani Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de biz fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz demişti ve SPK da 10 ay beklemişti ya. Yastık altındaki paralar, altınlar öyle değil, böyle çıkartılır olarak mı okunmalı acaba diyor insan.
Son olarak fonların tasfiyesi 3 aydan 6 aya uzatılmış. Gerek fon olayı olsun gerekse emekliler, ücretliler, yolunmuş tavuğa dönen herkese geçmiş olsun.

Bir Cevap Yazın